BilimBilim Haberleri

İstanbul Depremi’nden Yeni Bilgiler: 30 Milyonu Etkileyecek

03:01’de başlayıp 45 saniye süren ve 7.4 şiddetinde olduğu açıklanan depremin büyüklüğünü Richter 7.6, Kandilli ise 7.8 olarak ölçtü.

Depremin büyüklüğü, ilk yapılan açıklamalarda 7.4 olarak duyurulduğu için bugün halen 7.4 olarak biliniyor. Oysa 0.2’lik fark bile çok ciddi etkilere neden oluyor.

Peki bu kadar yıkıcı bir depremin yeniden olma ihtimali nedir? Farklı uzmanlar yanıtlıyor:

Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan, deprem riskine ilişkin alınması gereken önlemleri sıralayarak, kentsel dönüşümün önemine dikkat çekti.

İstanbul depreminde son çeyreğe girildiğini vurgulayan Altan, “Çünkü 1999 depreminden sonra İstanbul’da 30 yıl içinde büyük deprem olma olasılığı yüzde 64’tür. Gölcük depreminin üzerinden 22 yıl geçti, 8 yıl kalmış.

Deprem olmadan önce alacağımız en önemli önlem yapı güvenliğidir. İstanbul’un yapı stoku hala S.O.S. veriyor, çürük. Çünkü 2000 yılından önce yapılan binalar çok fazla ve o yapılarda insanlar yaşıyor” diye konuştu.

İstanbul’da 700 bin binanın kentsel dönüşüme girmesi gerektiğini aktaran profesör, “Şu anda 75 bin binanın kentsel dönüşümle yenilendiğini görüyoruz. Kentsel dönüşümde yerimizde sayıyoruz, ivme kazandırmak lazım. Devletimiz süreci biraz hızlandırmalı, vatandaş ise binalarını yenilemeye gitmelidir. Büyük depremin üzerinden 22 yıl geçti, yapılarımız sağlam değil. Depreme karşı dayanıklı bina sayımız az.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Altan yapıların bir an evvel ya güçlendirilmesi ya da yıkılıp yeniden yapılması uyarısında bulunuyor.

Üniversitemizin inşaat laboratuvarında deprem performans analizleri yapıyoruz. Bize Küçükçekmece, Bağcılar, Esenler gibi ilçelerden gelen bina örneklerinden neredeyse yüzde 95’i çürük çıkıyor. Bu binalar 2000 yılı öncesinde yapılmış ve genelde 5 ilâ 9 katlı. Kişiler, özellikle 2000 yılı öncesinde yapılan binaları son çıkan deprem yönetmeliğine uygun mu diye kontrol ettirmelidir. Yoksa depremi evde karşılayamayız.” dedi.

Prof. Dr. Mehmet Fatih Altan, “Büyükçekmece‘den başlayarak özellikle Avcılar, Küçükçekmece depremden en çok etkilenecek ilçelerdir. Sonra Kadıköy, Üsküdar, Kartal ve Pendik’e kadar giden güzergahta eski yapı stoku var. Fayın Adalar ve Silivri tarafında kilitlendiğini biliyoruz. Özellikle bu ilçelerde yaşayanlar yapılarını kontrol ettirsin. 2000 yılı öncesinde yapılan binaları artık silmek gerekir.” diye konuştu.

1 milyona yakın binanın etkileneceğini söyleyen Prof. Dr. Altan, “İstanbul depreminde merkez üssünün Adalar ya da Silivri olacağını tahmin ediyoruz. Adalar’da meydana gelirse 7, Silivri’de ise 7-7,5 büyüklüğünde bekliyoruz. Bu depremden sadece İstanbul değil bütün Marmara Bölgesi etkilenecek. Yani 30 milyonluk bir nüfustan bahsediyoruz. 70 bin civarında binanın ağır hasar alacağını, toplamda 1 milyona yakın binanın depremden etkileneceğini düşünüyoruz.” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Ziyadin Çakır da görüşlerini belirtti. Beklenen İstanbul depreminin her geçen gün daha da gerçek hale geldiğini, ancak önceden tahmin etmenin mümkün olmadığını dile getirdi.

Depremin her an oluşabileceğini konusunda uyarıda bulunan Prof. Çakır, “Şu anda Türkiye’nin her yerinde 6,5 büyüklüğüne ulaşabilecek deprem her zaman olabilir.”

Depremi tahmin etmek yerine deprem için hazır olmamız ve ‘Ne zaman deprem olacak?’ sorusunu artık sormamak gerekiyor. Çünkü kimse bilmiyor. Depremin zamanını, deprem biliminin en gelişmiş olduğu ülkedeki bilim insanları da bilmiyor.

Bazı kişiler “5 sene içinde deprem olacak” veya “2047 yılına kadar deprem olmayacak” gibi beyanlarda bulunuyorlar. Bu söylemlerin hiçbirisi maalesef bilimsel verilere veya evrensel olarak kabul görmüş bilimsel yöntemlere dayanmıyor.

Bir deprem olduğunda yanındaki fayın ne zaman kırılacağı noktasında da bize bir şey söylemek pek mümkün değil. Bu, 1 ay da 1 yıl da 32 yıl da olabilir. Ama şunu biliyoruz ki her geçen gün deprem bir gün daha bize yaklaşıyor.

Prof. Dr. Naci Görür ise sırasıyla yapılması gerekenlere değindi:

Günümüzde doğal afetlerin verebilecekleri zararları azaltmak mümkün. Afetler farklı olabilir ama izlenecek strateji aynı. Şu işleri sırasıyla yapacaksın:

  • Önce tehlike analizi yapıp tehlikenin boyutunu hesaplayacaksın.
  • Tehlike oluşursa nasıl ve ne kadar zarar vereceğini hesaplayacaksın.
  • Bu tehlike oluşmadan önce bu zararları önlem almak suretiyle azaltacaksın.

Biz bu stratejiye ‘Risk Yönetimi’ diyoruz. Bu yaklaşımı maalesef ne yerel yönetimler ne de iktidarlar seviyor. Onlar daha çok ‘afet yönetimini’ istiyor. Yani afet olup iş işten geçtikten sonra sahaya inip yara sarıyorlar. Bu yolla artı puan topluyorlar ama bu yöntem çağdaş değil, insancıl değil, bilimsel değil. Neyse ki son yıllarda siyasiler risk yönetimine yöneldi ve bu beni umutlandırıyor.” şeklinde tavsiyelerde bulundu.

2020’deki Elazığ ve İzmir depremlerinin acısı henüz tazeyken her an büyük bir depremin olabileceğini aklımızdan çıkarmayalım ve önlemlerimizi almamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmış olalım.

Etiketler

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

Başa dön tuşu
Kapalı
Kapalı